Beijing+30 Gençlik Blogu: Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminden ayrı düşünülemez.

Tarih:

Beijing+30 Youth Blog
Nazlı Küçükyeşil, a 23-year-old student at Hacettepe University in Ankara, Türkiye, is actively engaged in gender studies. Photo: Personal archive.

Nazlı Küçükyeşil, a 23-year-old student at Hacettepe University in Ankara, Türkiye, is actively engaged in gender studies. Photo: Personal archive.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları, her toplumda, ülkede ve bölgede dikkat gerektiren kritik meselelerdir. 12 temel öncelik alanıyla Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu, bu meseleleri bütüncül bir şekilde ele almak için kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Türkiye’de ise toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarının hâlâ mücadele gerektirdiği alanlardan biri, insan papilloma virüsü (HPV) aşısına ilişkin algı ve erişimdir.

Cinsellik ve cinsel sağlık konuları Türkiye’de hâlâ büyük ölçüde tabu olarak görülmekte; bu durum HPV aşısı hakkında açık konuşmaları zorlaştırmaktadır. HPV’nin cinsel yaşamla ilişkilendirilmesi, damgalanmayı da beraberinde getirerek aşının kabulünü ve erişimini daha da zorlaştırmaktadır.

İnsan papilloma virüsü, genital siğillere neden olabilen düşük riskli türleri ve kansere yol açabilen yüksek riskli türleri içermektedir. HPV 16, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık %50-60’ından sorumlu olan en yaygın yüksek riskli türken, HPV 18 yaklaşık %10-15’ini oluşturmaktadır. Türkiye’de HPV 16 ve 18 türlerinin yaygınlık oranı %75,4’tür.

Aşılama ve düzenli taramalar, hastalığın önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Son yıllarda Türkiye’de HPV’ye dair endişeler ve aşının ücretsiz sağlanmasına yönelik talepler giderek daha fazla gündeme gelmektedir.

Yanıltıcı bilgilere çarpıcı bir örnek, HPV aşısının erkeklerde genital kayba neden olabileceği yönünde ortaya atılan ve gerçeği yansıtmayan bir söylentiyle yaşandı. Bu söylenti toplumda yaygın kaygılara yol açtı ve ataerkil normların, kadın sağlığını görmezden gelerek erkeklerin çıkarlarını nasıl önceliklendirdiğini gözler önüne serdi. Öte yandan, çoğunlukla HPV’nin neden olduğu rahim ağzı kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olmaya devam ediyor. Türkiye’de ise yüksek tedavi masrafları ve damgalanma korkusu, taramalara erişimi kısıtlıyor; bu da birçok kadının HPV’nin genital kanserle olan bağlantısının farkında olmamasına yol açıyor.

HPV ile ilgili deneyimlerini TikTok ve Twitter gibi sosyal medya platformlarında paylaşan kadınlar ise çeşitli tepkilere, hatta utandırmaya maruz kalıyor. Bu durum, kadın cinselliği etrafında hâlâ ne kadar derin tabuların var olduğunu gösteriyor.

Neyse ki yıllar süren savunuculuk çalışmalarının ardından büyük bir gelişme yaşandı: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, 9-30 yaş arası kadınlara HPV aşısının ücretsiz sunulacağını duyurdu. Bu karar, kadın sağlığını teşvik etmek ve damgalanmayı yıkmak adına önemli bir adım. Ancak kritik bir soru hâlâ geçerli: Kaç kadın, toplumsal yargılara ve tepkilere rağmen bu hayat kurtarıcı aşıya erişebilecek?

Benim için Türkiye’de HPV aşısı mücadelesi oldukça kişisel bir mesele. Annem hayatı boyunca dört kez kanserle mücadele etti; hem fiziksel hem de duygusal olarak tarifsiz zorluklar yaşadı. Onun bu hastalığı aşma konusundaki kararlılığı ve gücü, beni koruyucu sağlık önlemlerinin ne kadar önemli olduğu konusunda derinden etkiledi.

HPV hakkında daha fazla bilgi edindikçe, aşının yalnızca tıbbi bir müdahale olmadığını, aynı zamanda güçlü bir korunma aracı olduğunu fark ettim. Annemin mücadelesi, kadın sağlığını korumak için proaktif adımlar atmanın gerekliliğini açıkça ortaya koydu. Bu süreç bana şunu öğretti: Kendi bedenimizin kontrolünü almak ve koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirmek, yargılanmadan ve damgalanmadan yapılabilecek güçlendirici bir tercih olmalı.

Pek çok ülkede kız çocukları HPV aşısını daha ortaokul çağında alıyor; çünkü korunmanın tedaviden daha iyi olduğu biliniyor. Türkiye’de de kadınların sesini yükseltmesi, ailelerini ve çevrelerini bilinçlendirmesi, genç kuşakları sağlıklarını önceliklendirmeye teşvik etmesi gerekiyor.

Şunu net olarak söyleyelim: HPV’ye yakalanmak, bir kişinin ahlaki değerlerini yansıtmaz. Her bireyin bedeni ve hayatı hakkında karar alma hakkı vardır; kadın bedenleri erkeklerin yargılarına veya denetimine tabi olmamalıdır. Ayrıca erkekler de HPV aşısı yaptırmalıdır – sadece kendilerini korumak için değil, aynı zamanda virüsü taşıyıcı olabilecekleri için.

Annelerimizin ve kanserle mücadele eden sevdiklerimizin hikâyelerini paylaşarak, farkındalık yaratarak ve zararlı kalıpları sorgulayarak, HPV ve kadın sağlığı etrafındaki sessizliği kırabiliriz. Kolektif hareket ve açık diyalog yoluyla, kadınların sağlıklarını korkusuzca önceliklendirebildiği bir ortam yaratabiliriz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminden ayrı düşünülemez. HPV aşısı sadece bir enjeksiyon değil; kadın sağlığını koruma yolunda atılacak hayati bir adımdır. Ancak damgalanmayı aşmak için önce kadın cinselliğine dair köklü toplumsal tutumları sorgulamamız gerekiyor.

 

A person standing on a balcony

AI-generated content may be incorrect.

Nazlı Küçükyeşil. Fotoğraf: Kişisel arşiv.

Biyografi: Nazlı Küçükyeşil, Ankara’daki Hacettepe Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gören 23 yaşında bir öğrencidir. Toplumsal cinsiyet meselelerine ve toplumsal ilerlemeye tutkuyla bağlı olan Nazlı, akademik yolculuğu boyunca toplumsal cinsiyet çalışmalarında aktif rol almıştır.

 

İletişim bilgileri:

Email: [ Göstermek için tıklayın ]

Instagram

LinkedIn

 

Bu blog yazısı, Pekin+30 “Gençlik Gücüyle Konuş” serisinin bir parçasıdır. Burada ifade edilen görüş ve düşünceler, UN Women’ın, Birleşmiş Milletler’in ya da Üye Devletlerin resmi görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.