Kadınların Gözünden Sanat: Birnur Temel Birtane tarımsal atıkları dayanışmanın rengine dönüştürüyor

Sosyal tasarımcı Birnur Temel Birtane, kurucusu olduğu MILKist ile tarımsal atıklardan renkler üreterek kadın çiftçilerin sesini görünür kılıyor, dayanışmanın rengini yeniden tanımlıyor.

Tarih:

Animated GIF

 

Birnur Temel, Yeryüzü Renkleri sergisinde. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Birnur Temel, Yeryüzü Renkleri sergisinde. Fotoğraf: Kişisel arşiv

1891 tarihinde, ilk Türk kadın romancı Fatma Aliye Hanım, Ahmet Mithat Efendi ile birlikte, “Hayal ve Hakikat” isimli bir roman kaleme alır. Bu bir aşk romanıdır ve kitap iki bölüme ayrılır: hayal bölümünü Fatma Aliye, hakikat bölümünü ise Ahmet Mithat yazar. Romanın kapağında ise Fatma Aliye adıyla değil de, cinsiyetini temsil eden tek bir kelime ile yer alır: “Bir Kadın”. Hayalin sahibi anonimleşirken, hakikatin sahibi bir erkek olur.

2011 senesinde küratör ekibinde yer aldığım bir kadın sanatçılar sergisi için çalıştığım bu konu sanki hep güncel kalmıştır. Kadınlar için birçok hayal, hayalde kalır; çünkü toplumsal normlar ve kalıplaşmış yargılar, onların hayallerini gerçeğe dönüştürme yolunda görünmez sınırlar çizer. Sanat tarihi ve heykel eğitimi almış genç bir kadın olarak bunu sorgulamaya devam ediyorum ve sosyal tasarımcı kimliğimle farklı bölgelerde hayali gerçeğe dönüştüren kadınların hikayelerini paylaşıyorum. 

8 yıl önce Sosyal Tasarım Merkezi MILKist’i kurduğumuzda amacımız sanat ve eğitim yoluyla, yaratıcı ifadeye her kesimden grubun eşit şekilde erişmesini sağlamaktı. Tarımsal atıktan renkler, boyalar elde ediyoruz. Karadeniz bölgesindeki fındık bahçelerinden ısırgan, Güneydoğu Anadolu bölgesinden nar kabukları ve ceviz kabukları, Marmara bölgesinden soğan kabukları ya da Ege bölgesinden gelen gelincik gibi çiçekli otların hepsi bizim için renk demek, yaratıcı ifadeye erişimi kısıtlı gruplar için ise suluboya demek. 

Dara Antik Kentinde kadınlar ısırgan otlarını boya hazırlığı için ayıklıyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Dara Antik Kentinde kadınlar ısırgan otlarını boya hazırlığı için ayıklıyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Bitkilerden elde edilen boyalar kullanıma hazır. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Bitkilerden elde edilen boyalar kullanıma hazır. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Doğal boyanın uygulandığı kumaşlar kurutuluyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Doğal boyanın uygulandığı kumaşlar kurutuluyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv

2019’dan bu yana Dara Antik Kenti, Mardin’de kadın çiftçilerle çalışıyoruz. Projelerimiz kapsamında çiftçilerimizin sosyal medya hesaplarını etiketleyerek, kendi hikayelerini kendi ağızlarından paylaşmalarını teşvik ediyoruz. Bazı kadınlar bunu istemeyebiliyor. Ancak kadınların gözünden bu hikaye anlatıcılığının benzersiz bir tarafı var: onlar gibi binlerce kadın harekete geçmek için belki sadece bir teşviki bekliyor. Onların hayatlarını merak edenler ile etkileşime geçebiliyor, geliştirdikleri yeni beceriler ve ek gelir kaynakları ile de ekonomik ve sosyal özgürlüklerini genişletiyorlar. Etraftaki diğer kadınlar onlara gidip, biz de bir parçası olalım, bize de öğretin diyorlar. “Nasıl kurutacağız bu atıkları, nasıl toz halinde getireceğiz, nasıl boyayacak bunlar veya nasıl paketleyeceğiz?” gibi sorularla dahil olmak istediklerini belirtiyorlar.

Mor lahana renk testine hazır hale getiriliyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv
Mor lahana renk testine hazır hale getiriliyor. Fotoğraf: Kişisel arşiv

 

Eğittiğimiz çiftçiler bir süre sonra diğer çiftçilere yol göstermeye başlıyor. Çiçekli bitkileri ayıklamak, nar kabukları için sinek basmadan ıslak kabukları kurutmak, ceviz kabukları küflenmeden nemini almak gibi incelikli ve bir o kadar da hassas dengeleri birlikte gözetmeye başlıyorlar. 

2018-2021 tarihleri arasında 10 farklı bölgeden 15 küçük ölçekli çiftçi ile bir üretim ağı yarattık. 2025 senesi itibarıyla, her bir çiftçiden 155 kg olmak üzere 5-5,5 ton tarımsal atığı boyaya dönüştürdük. 1500 adet ‘kit’ oluşturduk, yani paketler halinde bu atıklar kutulandı ve başta afet bölgeleri olmak üzere ihtiyaç bölgelerine gönderildi. 2024-2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz “Yeryüzü Renkleri” sergimizde Türkiye’nin 5 kadın tasarımcısı ve 5 kadın çiftçinin atıklarla boyadıkları kumaşların kullanıldığı tasarımları sergiledik.

Yıllar boyunca kadın çiftçiler birbirlerinden haberdar oldu, birbirlerinin hikayelerini dinlediler, ‘kadın gözünden sanat’larını icra ettiler. Onların hikayeleri ve yarattıkları bizi büyük bir ekip haline getirdi.

Ben üretimlerime şu soruyla başlamaya çalışıyorum: Üretimim yeterince kapsayıcı mı? Kırsaldaki kadın gruplarına yeterince dokunabiliyor mu, genç kızlar için bir hizmet sağlıyor mu, engelli kadınlar bu projeye erişebiliyor mu? Hangi sektör ve emek geride bırakılıyor, adil bir görünürlükten söz etmek mümkün mü? Sanat yoluyla kadınlar ve genç kızlara vermek istediğim mesaj, birbirimizi tanımayı ve birlikte hareket edebilmeyi öğrenmek olurdu. Kadın gözünden dünya hiçbir zaman tek kişilik değil.

UN Women Türkiye tarafından hayata geçirilen “Kadınların Gözünden” editoryal serisi, kadınların seslerini, deneyimlerini ve sanat, müzik, medya, edebiyat gibi alanlardaki ifadelerini görünür kılmayı amaçlıyor. Kadın üreticilerle gerçekleştirilen seri, “kadınların gözünden” üretilen içerikler ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki dönüştürücü bağı öne çıkarmayı hedefliyor.