Gençler dijital şiddetle mücadele için yapay zeka ve sanatı bir araya getirdi
Tarih:
Gençler "Dijital Şiddete Noktayı Koy 🟠" kampanyası kapsamında gerçekleşen fanzin atölyesinde bir arada. Fotoğraf: UN Women
UN Women ve UNFPA Türkiye Ofisleri iş birliğiyle 16 Günlük Aktivizm Kampanyası kapsamında Ankara’da düzenlenen “Dijital Şiddete Noktayı Koy!” atölyesi, gençlerin dijital şiddetle mücadeleye dair bilgi ve farkındalıklarını güçlendirdi. Program; dijital şiddetin katmanlı yapısını uzmanlarla tartışmayı, yapay zeka destekli araçlar geliştirmeyi ve sanat yoluyla dijital şiddete dair deneyimleri görünür kılmayı hedefledi.
Dijital şiddeti kavramaktan ortak üretime: bilgi, yapay zeka ve sanat bir arada Atölyenin ilk oturumunda, dijital siddet uzmanlari Nurcihan Temur ve Pınar İlkiz, gençlerle birlikte çevrim içi şiddetin kavramsal çerçevesini ele aldı. Oturumda catfishing (çevrim içi kimliğe bürünme), doxing (kişisel bilgilerin ifşası), cyberflashing (dijital teşhir), gendered disinformation (cinsiyetçi dezenformasyon), online impersonation (cevrim içi kimlik hırsızlığı), malicious distribution (kötücül içerik yayma), mass reporting (toplu raporlama) gibi pek çok dijital şiddet türü tartışıldı. Katılımcılar, dijital şiddetin yalnızca teknik bir mesele değil, sosyal, kültürel ve politik bir problem olduğunu vurgulayan interaktif bir çalışma yürüttü.
Programın ikinci oturumunda dijital aktivist ve müzisyen Beyza Doğuç, katılımcılarla birlikte “Bir GPT Yaratmak – Ortak Yapay Zeka Eğitimi” atölyesini gerçekleştirdi. Genç katılımcılar, yapay zekanın dijital şiddetle mücadelede nasıl kullanılabileceğine dair uygulamalı bir çalışma yürüterek dijital asistanı test etti.
Öğleden sonra gerçekleştirilen “Dijital Sanat Atölyesi”, sanatçılar Zeynep Beler ve Efe Levent kolaylaştırıcılığında yürütüldü. Atölyede katılımcılar dijital şiddetin farklı biçimlerini sanat yoluyla ifade ederek kolajlar üretti. "Dijital şiddetin ne olduğunu ve etkilerini anlamanın en iyi yolunun, gençlerin ne hissettiklerini dinlemek olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, özel bir eğitim gerektirmeyen sanat pratikleri aracılığıyla duygularını ifade edebilmeleri için fanzin formatının çok yerinde olacağını düşündük.” diyen Efe, katılımcıların ilgisinden bahsediyor: “80’lerden beri düşük maliyeti ve hızlı üretim imkânı sayesinde ham duyguları ve fikirleri hızla yaymak için kullanılan bu medyumun katılımcılar tarafından büyük bir hevesle benimsenmiş olması bizi son derece mutlu etti."
Dijitalliğin hayatımızın her alanını kuşattığı bu çağda analog üretim biçimlerini değerli buluyoruz. Gençlerin hevesli yönelimi de buna güçlü bir yanıt niteliğindeydi.
Zeynep Beler, Sanatçı
Görsel
Dijital Sanat Atölyesi’nde gençler, deneyimlerini kolajlar üzerinden ifade ediyor. Fotoğraf: UN Women
Dijital Sanat Atölyesi’nde gençler, deneyimlerini kolajlar üzerinden ifade ediyor. Fotoğraf: UN Women
Dijital Sanat Atölyesi’nde gençler, deneyimlerini kolajlar üzerinden ifade ediyor. Fotoğraf: UN Women
Dijital Sanat Atölyesi’nde gençler, deneyimlerini kolajlar üzerinden ifade ediyor. Fotoğraf: UN Women
Gençlerin deneyimleri: Dijital şiddetin çok katmanlı doğası
Atölyeye gönüllü olarak görüş bildiren katılımcıların deneyimleri, dijital şiddetin hem çeşitliliğini hem de gençler tarafından nasıl algılandığını güçlü biçimde ortaya koydu. Suche Coşkun, dijital şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin çevrim içi ortamlarda yeniden üretildiğini vurgulayarak , “Dijital şiddetin bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğunu göstermek istedik. Atölye çok öğreticiydi; delil toplama ve doğru adımları bilmenin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Kendimi daha bilinçli ve güçlenmiş hissettim.” dedi.
“Bu kolajı geleneksel baskı mekanizmalarının çevrim içi ortamlara taşındığı günümüzde, teknolojinin özgürleşme alanı olmaktan çok yeni bir gözetim, taciz ve denetim biçiminin aracına dönüşmesine atıfta bulunması amacıyla hazırladık. Kolajda öne çıkan kavramlar ile kadına yönelik çevrim içi şiddetin formlarını yansıtmasını amaçladık. Aynı zamanda bu kolajın amacı, dijital şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin çevrim içi ortamlarda yeniden üretildiği bir sorun olduğunu görünür kılmaktı.
Kolajda “1 değil, 2 değil, 3-4-5 kez” ifadeleri, durmaksızın izlenme ve takip edilme halini betimlemektedir. Karikatürlerdeki erkek figürleri ve “Hooh! Hoouh!” gibi seslenişler ile dijital platformlarda tacizkar ama sıradanlaştırılmış dile ironik bir eleştiri getirmesini amaçladık. Sonuç olarak dijital şiddetin bireysel bir mücadele değil politik ve toplumsal bir sorun olduğunun altını çizerek kolektif bir mücadelenin önemini vurguladık."
Dijital şiddetin yalnızca teknik bir problem olmadığına dikkat çeken Abide Tuncer ise, “Dildeki şiddetten algoritmik ayrımcılığa, dijital rızadan mahremiyetin korunmasına kadar birçok konuyu tartıştık. Dijital şiddet ekranın arkasında sınırlı kalmıyor; ilişkileri, güven duygusunu ve hatta kariyer süreçlerini etkileyen toplumsal bir mesele. AI araçlarının doğru kullanıldığında ne kadar güçlendirici olabileceğini görmek bana umut verdi.” dedi. Yapay zeka ve dijital dönüşümün şiddet üzerindeki etkilerini kendi kolajında ele alan Denys Bastan, atölyenin kendisine yeni kavramları tanıma fırsatı sunduğunu belirtti: “Dijital şiddet türlerini ve kavramlarını tanımlamak çok kıymetliydi. Sosyal medya platformlarında daha güvenli kullanım için farkındalık kazandım, sanatla ifade etmek çok anlamlıydı."
"Existing as a woman in men’s world" - (Erkeklerin dünyasında kadın olarak var olmak)
Ecrin Sezer, “Existing as a woman in men’s world” adlı kolaj çalışmasıyla kadınların dijital alanlardaki varoluş mücadelesine dikkat çekerek, “Yaşadığımız şeylerin adları olduğunu öğrenmek, yalnız olmadığımı hissetmek çok güçlendiriciydi. Dijital görünürlüğü nasıl düzenlemem gerektiği konusunda önemli bilgiler ögrendim.” dedi. “Kolajımın en altında yoğunlaşan erkek imgeleri hayatın hemen her alanından alınmış imgeler. Erkekler çoğunluk gibi dursalar da onların gri temasının içinden taşan kadınlar, kolajımın ortasından başlayarak en üste kadar artıyor ve bakıldığında kadınların bulunduğu alanların ve kendilerinin ne kadar da çeşitli ve renkli olduğunu görebiliyoruz. “
Sanat yoluyla kolektif üretimin etkisini vurgulayan Eylül Seneger, “Adını koyamadığımız pek çok dijital şiddet biçimini tanıdık. Kolektif üretim süreci çok anlamlıydı; dijital alanda güvenle var olmanın önemini hissettirdi.” sözleriyle atölye deneyimini aktardı. “Biraz daha görünürlük, özgürlük ve kadınların güven içinde dijital dünyada var olabilmenin önemini gösteren bir çalışma oldu.”
Birleşmiş Milletler gönüllüleriyle birlikte hazırladığı çalışmayı değerlendiren Şevval Hakbilen ise dijital şiddetin katmanlı yapısına dikkat çekerek, “Catfishing, cyberstalking, doxxing gibi kavramları ilk kez bu kadar net bir şekilde tartıştım. Kolajdaki kavram bulmacasıyla dijital şiddetin birbirini besleyen yapısını göstermek istedik. Atölyeden daha bilinçli, daha dayanıklı bir şekilde ayrıldım.” dedi.
“Kolajın merkezinde yer alan konu dijital şiddet. Bu nedenle anonim faillerin görünmezliğini ve dijital ortamlarda belirsizleşen tehdit biçimlerini vurgulayan görsel seçimlere yer verdik. Kolajdaki eski tablo içine yerleştirdiğimiz cep telefonu ise tarihsel bir sürekliliğe işaret ediyor: Şiddetin biçimi değişse de, cinsiyete dayalı şiddet asırlardır varlığını sürdürüyor. Dijital araçlar, bu şiddetin yalnızca yeni görünümünü temsil ediyor; kökleri ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel yapısında yer almaya devam ediyor. Kolajdaki turuncu nokta, kampanyanın “Dijital şiddete noktayı koy!” sloganını temsil ederek hem bütün çalışmaların ortak çerçevesini hem de mücadele çağrısını görünür kılıyor.”
16 Günlük Aktivizm: Dijital Şiddete #NoktayıKoy🟠 16 Günlük Aktivizm, her yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde başlayan ve 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar devam eden kadına ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin sona erdirilmesi için farkındalık artırma ve savunuculuk amacıyla yürütülen uluslararası bir kampanyadır. Bu yıl Türkiye’de ilk kez UN Women ve UNFPA ortaklığında gerçekleşen “Dijital Şiddete Noktayı Koy 🟠” kampanyası, en hızlı artan şiddet biçimlerinden biri olan teknolojinin kolaylaştırdığı şiddete, kısacası dijital şiddete odaklandı. “Dijital Şiddete Noktayı Koy!” atölyesi bu kapsamda gençlerin dijital şiddeti tanımasına, deneyimlerini ifade etmesine ve çözüm yolları geliştirmesine olanak tanıdı. Katılımcılar, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin sivil toplum ortaklarından Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'nın fotoğraflarını da kullanarak fanzini oluşturdular.
Atölye kapsamında farklı kolajlardan yapılan dijital fanzin.